|
|
|
 |
 |
 |
 |
SALIH ERGÜL |
 |
|
|
HUKUK VE DEMOKRASİ
Salih Ergül
ergulsalih2009@hotmail.com
Günümüz anayasalarinda çagdaş devlete, her şeyden önce "hukuk devleti" denilmektedir. Hukuk devleti:
Her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarina dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu gerçekleştirerek sürdüren bir devlet şeklidir.
Anayasa'ya aykiri durum ve tutumlardan kaçinan, hukuku tüm devlet organlarina egemen kilan, kendini Anayasa ve hukukun üstün kurallariyla bagli sayip, yargi denetimine açik kilan bir devlet şeklidir.
Kisaca hukuk devleti ilkesi, yönetenlerin de yönetilenler gibi hukuka bagliliklarini öngörür ve bunu bagimsiz yarginin denetimine ve güvencesine birakir.
Demokratik sistemi ise:
Devlet yetkilerini kullanacak olanlarin, başta da siyasal karar organlarinin, egemenligin asil sahibinin, yani halkin iradesinin, eşit ve adaletli bir seçimle oluşmasini saglamak olarak tanimlayabiliriz.
Yurttaşlar bireysel özgürlükleriyle, gönüllü kuruluşlariyla, partileriyle, meslek örgütleriyle, basin-yayin organlarinin bütünü olan medyasiyla, demokrasi adina katilimi ve denetimi sürekli gerçekleştirirler. Çagdaş demokrasileri etkili kilan ve hayatiyetini saglayan da işte bu toplumsal bilinç ve sürekliliktir.
Hukuk devleti ve demokrasi kavramlari, çagimizda etle tirnak gibi birbirlerine baglidirlar. Bu gerçekten hareketle hukuksuz demokrasi ve demokrasisiz de hukuk olmaz demek mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinden birisi demokratik yapisi,bir digeri ise hukuk devleti olmasidir. Hukuk devleti, tüm eylem ve işlemlerinde hukukun genel ilkelerine bagli kalan ve meşruiyetini de bu bagliliktan alan devlet türüdür. Ancak burada "kanun devleti" ile "hukuk devleti" arasinda bir fark oldugunun alti net bir şekilde çizilmelidir.
Devlet işlemlerinde kendisini evrensel hukuk kurallari ve degerlerle sinirli görür; salt kendi koydugu yasalarla degil. Hukuk devleti, iktidari sinirlandirilmiş ve vatandaşlarinin tüm hak ve özgürlükleri güvence altina alinmiş devlettir.
Anayasamizin ikinci maddesinde Türkiye Cumhuriyet’imizin nitelikleri belirlenmiş; Bunlardan birisi yukarida açikladigimiz gibi "demokratik" yapisi, bir digeri ise "hukuk devleti" ilkesidir. Bu nitelikler, tüm idarecilerimizi, bu arada Cumhurbaşkani'ni da baglar .
Başta kürt sorunu,Derin devlet, JİTEM, Ergenekon, Kafes, Kozmik oda gibi bütün meselelerimiz barişçi yoldan, hukuk kurallari içinde çözülmesi gerekir ve bu arada yargiya da güvenin sarsilmamasi gerekir ki, Türkiye’nin önü açilsin ve gerçek demokrasiye ulaşilsin.
Aksi çözümsüzlük ise,ne kürt sorununa ,ne de diger sorunlara fayda getirmeyecektir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki: Demokrasiye ve hukuka duyulan güven zedelenmemeli,Türkiye’de yürütülen ve son günlerde yogunlugu artan ‘Ergenekon’ soruşturmasi süreci, yasalar çerçevesinde adil, hizli ve kamuoyunu aydinlatacak şekilde sonuna kadar sürdürülmeli;
Öte yandan, toplumdaki endişe ve kutuplaşmayi artirmamali ve demokrasi ve hukuka duyulan güvenin zedelenmesine yol açilmamalidir. Hiçbir kişi ve kurum gelişmelerden çikar beklentisi içerisinde olmamalidir.
|
|