|
 |
Anasayfa BIR ZAMANLAR
|
 |
 |
|
Karpuzu koparip yere vurarak yaripta yerdik. |
 |
|
|
Eskiden Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Agaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin İsimleri konulur, Saatli maarif okunurdu. Komşuda pişen Bize… Bizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, Sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu. Turşu, salça, mantı Evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu. Erik ağacının çiçeği, Pencere camımıza yaslanır, Güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, Evlerde soba yakılır, Kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, Aidat ödenmez, Yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, Çizgi roman okunurdu. ama simdi........................? |
 |
|
|
 |
 |
-
|
|
|
Cin Ali`yi okur.. |
|
 |
 |
TAVADA YUMURTA -
|
|
|
Çocukluğumuzda anneannelerimizin evinde genelde böyle yumurtalar gelirdi sofraya.bu yumurta da unutuldu. Hayatım boyunca lezzetini asla unutmayacağım, cümlelere sığdırılamayacak bir tad. Tereyagli yumurta. |
|
 |
 |
SALYANGOZ -
|
|
|
Kilosunu önceleri 40 kuruştan toplanan salyangozları (ya da halk tâbiriyle sümüklü böcekleri) en son toplanildiginda 250 krş/kg'dan pazarlandigini hatırlıyorum. |
|
 |
 |
TAKVIM -
|
|
|
"Sizin hiç saatli maarif takviminiz oldu mu? O yıllar hemen her evde bulunurdu, samanlı kağıda basılmış siyah beyaz sayfalar halinde tam 365 günü içeren bir takvimdi. O küçücük sayfada çok bilgi olurdu,günün olayları, fetihler, kuşatmalar, ne sıcakları başladı,ne soğukları başladı(zemheri),cemreler düştü mü(havaların ısınma habercisi üç olay toprak,hava,su)kaçıncı cemre düştü, bugün doğana ne isim verelim,bugün ne pişirelim, günün yemek listesi(kıymalı patates,yayla çorba,peynirli makarna,kayısı kompostosu) gibi bir çok bilgi içerirdi, o yıllar başka güzeldi." |
|
 |
 |
BAFRA SIGARASI -
|
|
|
"Eminim Bafra sigarasını bilmeyeniniz ya da duymayanınız yoktur....70 ve 80'lerin meşhur sigarasıdır. Beyaz bir pakette ve normal sigaralardan daha kısa filtresiz bir sigaradır. Bafra sigarası dedimi ilk aklıma gelen rahmetli dedem, elinde demli bir çay yanına hemen bir sigara keyifle içerdi. Sonra sanırım ''yerli malı, yurdun malı herkes bunu kullanmalı '' imajı yok oldu ve U.S.A sigaralarına yenik düştü.....SİGARASIZ BİR TOPLUM DİLEĞİYLE!!!!!!"
|
|
 |
 |
KUMBARA -
|
|
|
"O zamanlar çocuk ve genç olanlar hatırlar. Bankaların hesap açana promosyon olarak dağıttığı kırmızı uğur böceği gibi kumbaralar çok modaydı. Eminim sizlerinde olmuştur. O kumbaralarda az mı para biriktirdik? |
|
 |
 |
TOVUKLU SAAT -
|
|
|
Masa üstü saatleri, içinde bir horoz vardı ve tık tık başını indirir kaldırır yem yer gibi yapardı. Bir de uyandırma sesi vardı ki; evlere şenlik, zıııırrrr zııırrr.) |
|
Tırtıl yarışması Bahçede üzüm yapraklarının arasında bulduğumuz yeşil tırtılları iplerin üzerine yerleştirir yarışmalarını izlerdik. Onlar hiç durmadan tırmanırlardı. Neden, nereye hala bilmem? |
 |
|
|
Papatya Tacı Papatyadan taç yapmayan var mıdır acaba? Ben yaptım mesela. Kolyeler, küpeler, yüzükler daha neler neler. Ha bir de papatya falını unutmamak gerek. Seviyor, sevmiyor... Eğer sevmiyor çıkarsa başka çiçekle devam edebilirsiniz bu fala, sonunda seviyor çıkana kadar. Nasılsa her yer papatya tarlasıydı. |
 |
|
|
Gül yaprağı Gül yapraklarını avuçlarımızda (baş ve işaret parmaklarımızı birleştirip aradaki boşlukta) patlatırdık. Kim daha fazla ses çıkartarak patlatırsa oyunu kazanırdı. Yeşil yapraklarıyla değil, taç yapraklarıyla oynanırdı bu oyun. |
 |
|
|
Kına Cevizin sert kabuğunun dışındaki yeşil kısmı taşla döver parmaklarımıza kına yakardık |
 |
|
|
HAŞHAŞ: Çocukluğumuzun bir eğlencesi de haşhaş tohumuydu. Bahar gelince tarlalar bembeyaz gelincik tablolarına dönüşürdü haşhaş kafaları kurur, içindeki sütlü tohumlar biz çocuklara eğlencelik olurdu. Kurumuş kapsülleri bir çöple deler, içindeki kum gibi tohumları avucumuza boşaltır, onu da ağzımıza atardık… Yağlı tohumları kendine özgü tadıyla çiğnemek eğlenceli olurdu. |
 |
|
|
Alti kapiyi alinca alti yöne (sag sol, ön arka, alt üst) hükmettigimizi sanirdik. Bundanda büyük Mutluluk duyardik. |
 |
|
|
Derler ki, dünya üstünde iki tür insan geçmişine özlem duymaz: Biri köylü, biri de sonradan zengin olmuş kişi… Köylü kısmı, hep çağdaş bir yaşamın özlemini duyar, doğrudur. Kötü bir şey de değil bu. Örneğin, karasabana karşı traktörü özler; gaz lambasına karşı elektriği özler. Kafasında hep, bir gün şehre yerleşip konfor içinde yaşama düşleri vardır… Kısacası geçmişinde, özlem duyacağı bir şey bulunmaz köylü kısmının. Sonradan zengin olan kişiyse, geçmişteki yoksulluğunu anımsamak bir yana, tam tersine unutmak ister!…
Ama beni yaşatan, yaşama bağlayan geçmişe duyduğum özlem... :))
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
 |
 |
|